6 Eylül 2016 Salı

Hayata ve evliliğe dair...

Merhaba,
Malum havalar sıcak, tam düğün sezonundayız.
Biz de sıcak ama yağmurlu bir günde 3 yıl önce 31 Ağustosta evlenmiştik.
Zaman nasıl geçmiş anlamıyor insan.
Bir de çocuğumuz olmuş hala inanamıyorum.
Ama insan yaşadıkça anlıyormuş ki, büyük heyecanlari sevinçleri üzüntüleri bir yere kadar.
Her şeye alışıyormuş insan. Hayatın bir parçası diyor ve kabulleniyorsun.
Allah'ın rahmeti diyorum. Hayat bir şekilde ilerleyecek ya, olaylar birbiri ardına gelecek ya, kabullenip normalleştirme de peşisıra geliyor.

Evlilik; büyük heyecan.. Söz, nişan, düğün derken heyecan dorukta oluyor. Bir bakmışsın çocukken gözümüzde büyüttüğümüz evlilik gayet normal bir durum. Olması gereken bir şeymiş ve zamanı gelmiş gerçekleşmiş.

Çocuk; büyük mutluluk, büyük sorumluluk... Çocuk sahibi olmadan önce, bir bebeği kucağına almaya bile korkanlar, doğumdan sonra 40 yıllık anne gibi oluyor. Bu da bir rahmet, hatta mucize.
Bir insanın yetişmesi demek insanlığın gelişmesi demek. Büyük düşünecek olursak, Allah, kurduğu dünya düzeninde insanların yetişmesini acemi olan bir kadına vermezdi, ona o insanı büyütecek yeteneği de doğumla birlikte verdi. Hamdolsun. Kısacası bir bakıyorsun, bebeğin olmuş ama  Allah'ın kurduğu düzenin bir parçası olduğunu görüyorsun. Külli iradenin varlığı bizi etkisiz kılıp, uyum sağlamamıza vesile oluyor. Yani bebek sahibi olmak da düzenin bir rutini...

İş;  özellikle benim için şu sıralar en büyük amaç, hayatımı düzene sokmama vesile olacak durum. Havada kalmışlıklarımın cevabı. Güzel bir işimiz olsun diye yıllarca okuduk ettik. Ben de öyle. Zorlu bir mühendislik eğitimi aldım. Hedeflerim hayallerim vardı. Onları gerçekleştirmek için mezuniyetimin üzerinden zaman geçmesine rağmen hala çabalıyorum. İş meselesine de geniş açıdan bakacak olursak,  insanlar çalışır, o işe ihtiyacı olan kişilere hizmetini verir, parasını alır o parayı da kendi ihtiyaçları için bir başkasına verir. Ondan ona ondan ona... derken hayatta kalmak için herkes birbirine hizmet ediyor aslında. İster yönetici ol ister hamal. Herkes birbirine mecbur. Ast-üst meseleleri niye o halde... Meslekleri üzerinden kendini üstün görenler bu sebeple çok komik oluyor bence.

Konuyu daha da uzatabilirim aslında. Yazdıkça yazasım geliyor fakat konuyu dağıtmak istemiyorum.
Aslında bahsetmek istediğim şey şu ki hayat telaşesi içinde bazı rutinleri çok büyütüyoruz. Olaylara çok odaklanınca insan , kendini her şeyin merkezinde görüyor. Ama bütün olarak bakarsak aslında daha mutlu ve rahat oluruz. Çünkü acizliğimizin farkına bu şekilde varabiliriz.
Değinmek istediğim mesele aslında yazımın da başında belirttiğim gibi evlilik düğün hazırlıkları.
Bu hazırlıklar sürüp giderken insan kendini çok kaptırıyor. Evet bir kere evleniyoruz ve bütün detayların mükemmel olmasını istiyoruz. Özellikle bayanlar. Gelinliğin üzerindeki pulun parlaklık derecesini bile inceliyoruz. Bir pula bile takan bizlerin diğer detaylarda tepkisiz kalması mucize gibi oluyor. Mobilyaların modeli rengi kalitesi dekorasyonunun tamamlanması büyük meseleler haline geliyor. Bu durumlara da geniş açıdan bakabilmeyi denesek keşke.  Ben de evlilik hazırlığında o sürecin detaylarından çok kilo vermiştim. Her şey hayal ettiğim gibi mi oldu, hayır ama belki hayal ettiğim gibi de olsaydı yine eksikler olabilirdi veya benim hayal ettiklerime sahip olanlar varsa belki de onlar için yetersiz kalmıştır. Dediğim gibi olaylara geniş açıdan bakabilirsek gerçekten daha çekilebilir oluyor, inancınız varsa, Allah sabrını da vermiş oluyor.
Böyle diye de her insanın bir zevke sahip olduğunu es geçmemek gerekir.
Ben de daha önce pinterestte beğendiğim bazı porselen tabakların resimlerini arşivlemiştim.
Sizlerle bunları paylaşmak istedim. Çeyiz hazırlığı içinde olanlara fikir olsun.


Sevgiler...




















2 Eylül 2016 Cuma

Evde sağlıklı elma sirkesi yapımı

Merhabalar

Geçenlerde Facebook'ta bir sayfada, hazır sirke ile ilgili bir yazıya denk geldim. 
Onun üzerine de merakımı dindirmek için küçük bir araştırma yaptım.

Marketlerden hazır satılan sirkelerde koruyucu olarak E223 kodlu Sülfür dioksit kullanılıyor.
Nedir bu madde, nereden üretilir diye sormak gerek. 
Aslında bu açıdan meraklı olmak en iyisi.
Yediğimiz içtiğimizin ne olduğu belli değil. 
Okuduklarım karşısında kime neye güveneceğimi bilemez oldum...

Sülfür dioksit,kömür katranından elde edilen bir koruyucu(!) bir madde.

Tam sülfürlü ilaçlar zehirli olduğu için kullanımı sınırlandırılmıştır.

Bizim kullandığımız sirke veya diğer gıdalarda (meyve suları, kurutulmuş meyveler, patates ürünlerinde kullanılıyormuş.) cüzi miktarda bile olsa ömrümüz boyunca bu maddeyi içeren gıdayı tükettiğimizi düşünecek olursak, vücudumuzda biriken toksinleri hayal edemiyorum. 
Ondan sonra toksin atıcı diyetler uygulayalım, özel sıvılar tüketelim, bol spor yapmaya çalışalım, ter atalım derken vücudumuzdaki zararlı madde birikimlerinden nasıl kurtulacağımızı şaşırıyoruz..

Astım nöbetlerini azdırdığı, böbrek fonksiyonları zayıflamış olanlarda metabolizmayı zorladığı ve B1 vitaminini yok ettiği bilinmektedir.

Peygamber Efendimizin(sav); "Sirke ne güzel katıktır..." diye övdüğü çok faydalı sirke bu değil..!
Sağlıklı olan sirke en az 2 ay fermante olması gerekirken, fabrikasyon üretimde hızlı olması için, içine elma, üzüm yerine asetik asit koyulmasının neresi faydalı.?
İnsanları kandırmaktan başka bir şey değil bu..

Evde kullandığım sirkenin içindekiler kısmına baktığımda hem asetik asit hem de sülfür dioksitin (E223) olduğunu gördüm. Hatta birçok markanın içeriğinde bile var. Çok ünlü markalarda bile. 
Siz de isterseniz markete gittiğinizde farklı markalara bir bakın.

Bundan dolayıdır ki, ben de evde kendi sirkemi yapmaya karar verdim. 
Anne olunca eve giren gıdaları daha da inceler oldum. Böylelikle daha doğalına yöneldim.

Elma sirkesinin yapması çok basitmiş.

Malzemeler:

*5 kiloluk cam kavanoz

*2.5 litre temiz su. 
(Yüksek PHlı alkali satılanlar daha iyi sonuç verecektir. Kesinlikle musluk suyu kullanmayınız, çünkü içindeki klor iyi bir sonuç elde etmemize engel olacaktır. Ben Saka markasını kullandım.)

* 1-1.5 kilo kadar kırmızı tatlı elma
(elma ne kadar tatlı olursa o kadar iyi ve keskin bir sirkemiz olacak demektir.)

* 1 çay bardağı nohut

* Yarım çay bardağı bulgur

* 2-3 yemek kaşığı bal. Yoksa yarım çay bardağı toz şeker.



*

Yapılışı ise son derece basit.

Cam kavanozumuza suyu koyduktan sonra, nohut, bulgur, bal/şeker ilave edilir.

Elma kabukları kalın olacak şekilde kesilir, elma eşikleri ayrılır. Kabuklar eşikleriyle beraber kavanoza eklenir.

Kavanozun ağzı hava alacak şekilde bir bez parçası ile kapatılır, paket lastiği takılır.
Kavanozun ağzı hava almayacak şekilde kapatılırsa sirke değil şarap oluyormuş, aman dikkat edelim.




2. fotoğrafta görüldüğü gibi ağzı kapatıldıktan sonra hazırlık kısmı bitiyorr.. :)

Bu kavanozu ise karanlık bir ortama koyarak, bekleme safhasına geçebiliriz.

Beklerken genellikle 15-25 derece sıcaklık isteniyor. Bu yüzden ilkbahar ve sonbahar mevsimleri sirke yapmak için daha ideal diyebilirim.

Karanlık bir ortamda sirkemiz 40 gün boyunca bekleyecek. Üzerinde minik sinekçikler oluşup kayboluyormuş, bu da sirkemizin doğallığını gösterir, bilginize.
Sirkenin keskin kokusunu almaya başlayacaksınız bu da sirkenizin artık olduğunu gösterecek.

Kavanozun üstünde jelimsi kıvamda "sirke anası" denilen bir yapı oluşacak, küf deyip atmayın kendileri bir sonraki sirkemizin mayası olacak.;)
Bu maya ile nohut ve bulgur kullanmamıza gerek kalmayacak.

Oluşan sirke anasını kenara ayırdıktan sonra sirkemizi 2-3 kat tülbentten süzüyoruz. Çünkü 40 günden sonra içindeki malzemelerimiz çürümeye başlayacaktır. 
Süzdükten sonra bir miktar daha dinlendirmemiz gerekiyor.

Şu detayı vermeden geçemeyeceğim, sirkeniz katkısız olduğu için, hiçbir zaman hazır sirkeler gibi berrak olmayacaktır. Hafif bulanıklık canımızı sıkmasın.

Umarım aklımdakileri eksiksiz yazmışımdır. 
Hatam veya bir eksiğimi görürseniz yorum bırakırsanız hem bana hem de bu yazıyı okuyacak olanlara faydanız dokunabilir. 

Sevgiler... :)


***


Natural homemade vinegar
Hi everyone
I came across a post about manufacturing vinegar  in a facebook page recently.
Then I decided to little research  about this.
Vinegar that sell in markets have Sulfur Dioxide (code: E223) as a protector.
What is this substance? What is this substance producted from?
Actually, it is good to be curious in this situation.
Because,  we don’t know that materials of food. Healty or unhealty?
I am in a quandary to my research results about food against.
Sulfur Dioxide is a protector which is obtained from coal tar!
It couse asthma exacerbations, metabolism disorder for renal patient and destroy all vitamin B1.
Hz.Muhammed(sav) said:”Vinegar is a good food” but vinegar isn’t “good” on markets.
Therefore, I decided to  make my own healty vinegar at home.
Every mother is careful about healt like me. J
So,  Making apple vinegar is very simple !
INGREDIENTS
·         5 litres glass jar
·         2,5 litres clean water  (with high PH/alkalik )
·         6-8  apples
·         1 tea glass chickpea
·         Half tea glass cracked wheat
·         2-3 tablespoons honey or half tea glass sugar

Firstly put into the jar all water
Peel off apples as thickly
Than put into the jar all materials
Don’t close lid of jar, but cover with a fabric over tha jar.
We must put the jar into a darkness area and wait 40 days. Frequently blend it.
After the 40 days, fitler this and than wait almost  a month.
Vinegar is ready! Homemade and healty.

See you soon..




27 Ağustos 2016 Cumartesi

Evde İngilizce Öğrenmek

Tekrar merhaba, 

Bu yazımda, İngilizceyi evde nasıl öğrenebiliriz sorusalına değinmek istiyorum.

Bloğumda genellikle hayatıma dair paylaşımlarda bulunuyorum. Bu mesele de aslında birçoğumuz gibi benimle de alakalı.

Artık devrimizde İngilizce olmadan iyi bir konuma gelmek pek mümkün olmuyor.

Özellikle benim gibi mühendislik alanında çalışacak olanlar için kesinlikle mecburiyet.

Ben üniversitede bir yıl İngilizce hazırlık okuduğum için belirgin bir temelim mevcut ama malesef ki okuduğum üniversitede eğitim dili Türkçe olduğu için geliştirmeye fırsat bulamadım.

O zamanlar çok zor ve başarısızlık sebebi gibi görürdük ama İngilizce ders tüm üniversitelerde mecburi olmalı bence.





Şu aralar KPSSden aldığım puanımla kurumların ilanlarını takip ediyorum ve neredeyse hepsi YDS den üst düzey bir puan istiyor. Ben de 2016 sonbahar dönemi  YDSye girme kararı aldım. İlkbahar dönemindeki sınava da girmiştim ama sonuç tam bir fiyaskoydu....

Şimdiki sınav 4 Eylülde. Yani haftaya pazar. Tam 7 gün sonra.
Peki ben ne mi yaptım, nasıl mı çalıştım...
Cevap Çok diil malesef..

Aslında kendime belirli hedefler belirlemiştim. Çalışma düzeni de oluşturmuştum.
Fakat evli ve bebekli olunca her şey istediğim gibi gitmedi.

Öncelikle ODTÜ nün "Reader at work" isimli ingilizce makale ve soruların olduğu 2 kitaplık sete çalışmak istemiştim. Şu an sadece ilk kitabın 2/3 ü bitti.
Çok faydalı olduğunu düşündüğüm bir set.
İnternetten ücretsiz bir şekilde PDF dosyalarını indirebilirsiniz. 

Öncelikle metni okuyup bilmediğim kelimeleri ayrı bir deftere not ediyorum.
Sonra geri dönüp kelimelerin anlamlarını hatırlamaya çalışıyorum.

**

Diğer yandan izlemenin hayalini kurduğum ama başaramadığım, video dersleri var.

Benim bulduğum bir Youtube kanalı vardı oradan günde en az 5 video izleyerek ve tekrar ederek tamamlamayı düşünyordum. 
ENGVID Youtube kanalı nın faydalı olacağını düşünüyorum.

Sınava 1 hafta kaldıysa da sorun değil, şimdi olmazsa bir sonraki sınavlar için kendimi şimdiden hazırlamam gerekli. 
Bir lisan bir insan sonuçta ;)

***

Bunlara ek olarak ingilizce haber sitelerini takip etmek de çok faydalı olacaktır. 
Ben telefonuma TRTWorld uygulamasını indirmiştim. 
Arada bir açıp haberleri okumaya çalışıyordum.

Malesef bilinmeyen çok kelime çıkıyor ama bütünden giderek genel anlamı yakalayabilirseniz, bilmediğiniz kelimenin anlamı da çıkmış oluyor. Tabi sözlükten bakmakta fayda var.

***
Yabancı filmleri ingilizce dilinde ve hatta ingilizce altyazılı olarak izlemek de gayet faydalı.
Ben film izlemeye fazla vakit bulamasam da dil öğrenmekte faydalı aktivitelerden birisi bu.
Filmden ziyade dizi izlemek istiyorum ama ingilizce öğrenmek için en faydalı yabancı dizi arayışım devam ediyor. 
Faydasını gördüğünüz bir dizi varsa bana yazarsanız çok sevinirim.

**

Tüm ingilizce öğrenmeye çalışanlara, YDS madurlarına ve bana kolaylıklar diliyorum.

Ekstra tavsiyeleriniz varsa bana ve bu yazıyı okuyanlara faydalı olmak amacıyla yorum bırakabilirseniz çok güzel olur.

Sevgiler...

22 Ağustos 2016 Pazartesi

Duvarlarınız için Dekorasyon Fikri: Çerçeve Düzenleme

Merhaba,

Son zamanlarda Instagramda bazı sayfaların dekorasyonla alakalı çokça paylaşımlarını görüyorum.

Ne hikmetse hepsi "pembiş pembiş". Artık tüm yeni gelin evleri aynı tekdüzeliğe sahip olmuş neredeyse. Farklılık çabası içinde olanları tebrik etmek lazım.

Ben ise evlendiğimden beri 3 kez ev değiştirme tecrübesi yaşadığımdan dolayı artık eşya yerleştirme işinden epeyce yorgun olduğumu belirtmeliyim. Sanırım eşim de öyle ki, fon perdelerinin yerine monte edilmemiş topuzları veya dubara çakılmayı bekleyen türlü ayna ve çerçevelerimiz, yerlerini bulmak için eşimin canının istemesine bakıyor. :)

Bense, eşimin gözünde büyüyen bu tip çivi çekiç matkapsal işlerin üzerine yenilerini ekleme telaşesi içindeyim.
Aslında hep aklımda olan "Gallery Wall" (Duvar galerisi) fikrini uygulama aşamasındayım.
 Hamileliğim zamanındayken en son evime taşındım ve bu ev için İkeadan çeşitli boyutlarda çerçeve alarak ilk adımı tamamlamıştım. 
**

Televizyon için TV ünitesi yerine konsolu kullanıyoruz. Üzerine yine ikeadan aldığımız raf ile farklı bir hava katmiştik. Fenerler ve raf üzerindeki çerçeveler de yine İkeadan.
Yeni çerçevelerimi de TVnin sağ ve sol tarafına gelecek şekilde konumlandırmayı düşünüyorum. 
Salonumda da mobilyalarım ve aksesuarlarım genel olarak beyaz olunca çerçevelerimi de siyah almıştım.
Gözümüzde canlandırınca baya bayaa renk katacağa benziyor. :)



İçine koyulacak resimleri seçmek de bir hayli detaylı bir mesele doğrusu. 
Erva Beren'den fırsat bulamadığım için, bir yandan da KPSS hazırlıkları içinde olduğum için aylarca ilgilenmedim, çerçeveler çürümeden kaldığı için mutluyum açıkçası ;)

Son günlerde de bu fotoğraf işine yoğunlaştım.

Çerçeveler salona asılacağı için kendi fotoğraflarımızı koymak istemedim. 

İnternetten beğendiğim fotoğrafları koymak istedim ama çözünürlükleri çok düşük olduğu için elemek zorunda kaldım. Çıktılarda piksel piksel görüntü olsun istemiyorum.

Derin araştırmalarım sonrasında, telif hakkı problemi yaşamayacağım yüksek çözünürlüklü fotoğrafları ücretsiz olarak bilgisayarıma indirebileceğim birkaç stok fotoğraf sitesi buldum.
Bunlardan en çok faydalandığım www.pexels.com sitesi oldu.
Şu an diğerlerini hatırlayamadım ama bununla ilgili de bir yazı yazmak istiyorum.  Detayları paylaşmakta fayda var.
Zira benim çok vaktim gitti, arayanlar benim kadar uğraşmasın.

Birkaç gün bu sitelerde fotoğraf araştırmakla geçti. 
Her fotoğrafı beğenmediğim gibi, bir de hayal ettiğim fotoğrafları aradım durdum.
Hala daha bulduğum fotoğraflar tam olarak içime sinmiş değil. 
Projemi sonlandırana kadar  birkaç kez daha değişeceğini düşünüyorum.
Ruh halime dayalı olarak beğenilerim günden güne değişebiliyor.

Bulduğum fotoğrafları aldığım farklı boyutlardaki çerçevelerden hangisine koyacağımı duvarda nasıl yerleştireceğimi, fotoğrafların renklerinin bir arada uyumlu olup olmayacağını önceden tespit etmek ve düzenlemek için öncelikle bilgisayar ortamında incscape uygulamasını kullanarak modellemesini yaptım. 
Programın ekran alıntısı şu şekilde:


Ölçüler ve oranları gerçekteki gibi yaptım fotoğraflar da seçtiklerim zaten. 
Sağ ve solda kalın siyah çerçeveli olanlar da yine ikeadan aldığım aynalar.
Farklı bir hava katsın istedim.

**

Hangi aşamada olduğumu da belirtecek olursam, fotoğrafları çıktıya hazır hale gelecek şekilde boyutlandırma aşamasındayım.

**
Sonucu ben de merakla bekliyorum bakalım ne olacak.

Sonucu yine bloğumda yazacağım

Görüşmek üzere :)

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Mama Sandalyesi Sorunsalı-Seçimi

Merhabalar, 

Kızım Erva Beren'in ek gıdaya geçişinden BURADA bahsetmiştim.

6.ayımız tam dolduğu sıralar kızım grip olduğu için ek gıdaya başlayamamıştım. İlaç içtiği için anne sütü dışında her türlü gıdaya karşı ağzını kitler hale gelmişti. Hazır olduğu zamanı beklemeliyim, deyip ek gıdaya geçiş sürecimizi biraz ötelemiştim.
Tabi bu süreçte gerekli malzemeleri temin etmemiz açısından bizim de hazırlığımız başladı.


Ben elinde kase ve kaşıkla çocuğunun peşinden koşan annelerden olmak istemediğim için #BLW yöntemini uygulamak istemiştim. Doğal olarak öncelikli olarak mama sandalyesine ihtiyaç vardı.
Benim aklımda öncelikle çoğu yakınımda da gördüğüm ikea antilop vardı. Fakat Erva Beren biraz iri bir bebek olduğu için, almaya gittiğimizde içine rahat bir şekilde sığmadı. Oturttuğumuzda da çıkarmakta zorlandık.
Minderinin de kalınlığı eklenince bizim için kullanışlı olmayacağına karar verdik.
**

Bende de biraz mükemmeliyetçilik vardır, bundan dolayı özellikleri bakımından en kapsamlı ve uzun süre kullanabileceğimiz (çift tepsili olması, yükseklik ayarı, tepsi yakınlığı ayarı, koltuk sırt kısmının yatması vb.) bir sandalye olsun istedim. Onların da fiyatlar uçmuş. Derken eşim reklamlarda görünce Letgo uygulamasını yükledi oradan, istediğim özelliklere sahip,2.el bir sandalye buldu hem de çok uyguna.. 50 TLdeyince gidip alalım dedik. Ama sonuç fiyasko!!
Basiret bağlanmasının ne demek olduğunu anladım. Orada hanımefendi kullanışını gösterdiğinde kenarlardaki toz dikkatimi çekmişti ama onu umursamamıştım. Artık nasıl olduysa bilmiyorum, sandalyenin borularından paslı su çıkmış ve arabanın koltuklarını mahvetmiş. Depo gibi bir yerde bekletmişler muhtemelen. Eve geldiğimizde sinirim bozuldu. Özellikleri tamam çok iyi, amerikadan getirtmişler falan ama muhafaza edememişler. Bir de Bostancı'da lüks mekanlarda oturan insanlar.. neyse temizlesem bile içime sinmedi. Onu kullanmak istemedim. Yine Letgodan başka bir sandalye baktık. Çekilen fotoğrafın ortamını bile inceledim. Evde mi çekilmiş, ev temiz görünüyor mu falan... 
İçime sinince gittik tabi, orada da baya inceledim, sorular sordum derken tertemiz bir mama sandalyesini satın alarak bu süreci de atlatmış oldum.



Minimum 400 TL fiyat sorduğumuz Chicco polly mama sandalyesini 160TLye aldık. 
Severek kullanıyoruz. :)
**
Letgo uygulaması hakkındaki düşüncelerimden bahsedecek olursam, İstanbul Ankara gibi büyük ve kalabalık şehirlerde daha aktif olduğunu düşünüyorum. Kısa süre içinde elinizdeki ürünü satabiliyorsunuz. Ama küçük şehirlerde bekleme süresi daha uzun olabilir. 
*
Mama sandalyesi aldığım gibi sattığım da oldu.
Öncelikle ilk aldığım sandalyeyi sattım. Temizlediğim için satarken içim gayet rahattı. Ayrıca kına gecemde giyindiğim kaftanımı sattım. 
Siz de deneyebilirsiniz.
*
Ayrıca, letgo güvenilir mi diye sorabilecekler için şu detayı da vermeliyim: bazı kendini bilmez uyanıklar, bayan ismi görünce satın alma bahanesiyle numara almaya çalışıyorlar. Zaten ben eşimin numarasını verdiğim için sorun yaşamadım. Dikkat etmekte fayda var. İnsan sarrafı olmuşuz zaten niyetlerinin ne olduğu belli oluyor.
*

Kısacası mama sandalyesi sürecimiz bu şekildeydi.
Ayrıca genel olarak ek gıda için gerekli malzemeleri kendimce sıralamamda fayda olduğunu düşünüyorum.

Ek gıdaya geçiş ekipmanları, malzemeleri:
*Mama sandalyesi
*Önlükler (Kollu modeller daha kullanışlı)
*Suluk
*Renkli Kaşıklar, çatallar
*Renkli Tabak (Masaya sabitlenenler daha kullanışlı oluyor.)

Şimdilik aklıma gelenler bunlar.
**
Ayrıca İkea antilopa uygulanan bu fikre bayıldım.
Eğer siz Antilop aldıysanız belki bir gün uygulayabilirsiniz :)



Sormak veya eklemek istediğiniz bir şey varsa yorum bırakabilirsiniz, mail atabilirsiniz.

saadetimustesna@gmail.com

SEVGİLER