29 Aralık 2012 Cumartesi

Alyans beğenmeceleri

Selam blogger hatunları..

her ne kadar buralara arada bir uğrasam da 1 haftadır post yazmıyorum. Eksikliğini hissettim açıkçası :)
Ama bu hafta nasıl geçti hiç mi hiçç anlamadım. Bir koşuşturmaca bir yerinde duramama, dolayısıyla yorgunluk derken haftasonunu getirmişim. Haftasonu da kursa devam ettiğim için yorgun oluyorum neyse ki yarın son günüm.. Sanırım önümüzdeki hafta da sınava giricem net tarih belli değil henüz. Dualarınızı esirgemeyin lütfen.. iş konusunda bana referans olacağı inancındayım... yine de Rabbim bilir.. Herkesin hakkında hayırlısını verecek olan O.. Hamd O'na..

Her neyse konuya döneyim...
Nişan hazırlıkları içinde olduğumu belirtmiştim daha önceki yazılarımda ama o kadar karmaşık bir durumdayız ki, her genç kızın hayalini süslediği gibi benim de hayalini kurduğum nişanım olmayadabilir :( Nişanımı çok büyük hayal etmezdim zaten. Çok büyük beklentileri olan bir insan da olmamama rağmen evlilik arefesinde hayallerimin hepsini toprağa gönmdüm..... Artık bu karmaşalardan yorulduğumm.. Bezdimm.. Ne olacaksa olsun diyorum. Hale bakın. Hangi genç kız bunları yaşamak ister. Sevdim diye bunları hakettim değil.. Evet sevdim ve sevdiğime kavuşacağım için mutluyum ama çok da huzursuzum bir yandan mutsuzum... düşün düşünn kafayı yeme derecesine geldiğim için, sevdiğimle arada bir bu meseleler yüzünden atıştığımız için, tartıştığımız için bunaldımm ve nişanın olmaması konusunda ailemi ikna etmeye çalışma derecesine bile düştüm maalesef ki :(  Hayırlı işlerde şeytan çok karışıyor bilinçli olmak lazım.. Küçük meseleleri görmezden gelmek, bazen de kendinden isteklerinden taviz vermek ve vazgeçmek lazım geliyor.. Kimse bunu yaşasın istemem..
Yine Hamd makamına sığınıp hakkımızda hayırlısı diyorum..

Nişan olsun veya olmasın nişan yüzüklerimiz takılacak ve biz de şimdiden sevdiğimle bazı modellere bakmaya başladık bile.. Çok seçenek var aslında ama istediğim alyans biraz fazla pahalı olduğu için farklı alternatifleri de değerlendirelim dedik.. Fotoğrafları sizinle paylaşmak istedim

***

En çok beğendiğim alyans işte buuu..... 

Sade ve şık duruyor ... 
Burdan Atasaya bir nidada bulunmak istiyorum "neden bu kadar pahalısınnn.. Sen de hayallerimizle oynuyorsunn" :(

** 

Diğer alternatifleri de değerlendireceğiz bakalım sonuç ne olacak..

**
**

******


******


****

Bu alyans da favorim ve tabi ki bu da atasay..


*****


*****


*****


***

Alyans beğenilerimi sizinle paylaşmayı da ihmal etmediğime göre artık gidip uyuyabilirim.  Ankaranın trafiğinde 1 buçuk saatten fazla sürecek yol için erken kalkmam gerekiyor.. 
İYİ GECELER..

Not: bu arada altın erkeğe haramdır.. Gümüşünü temin edeceğiz inşallah :)


23 Aralık 2012 Pazar

Patates mantısı yaptım yedikk

Selam sevgili blog arkadaşlarım.. 

Şu aralar kendimi mutfağa veresim geldi.
Farklı tarifleri denemeyi çok ister oldum.
Çok uğraştıran tarifleri uygulamaya niyetleniyorum ki çok geçmeden bir bakmışım üşenmişim elimden çıkan yemek yine pratik bişey olmuş.
Mutfakta hala öğrenci evinde kaldığım zamanların etkisinde kalıyorum sanırım.
"Bir an önce bitiriyim şu yemek işini de odama bilgisayarımın başına geçiyim :S" diye koşturarak yapardım yemekleri
Şimdi  acelem yok tabi ama alışkanlık işte ;)

Bu gün de patates mantısı yaptım.
Çok da uzatmak istemiyorum lafı..


**

Malzemeler

5-6 adet patates
Maydanoz
1 kase yoğurt
3 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı salça
isteğe göre baharat çeşitleri

Yapılışı

Patatesleri iyice yıkayın ve haşlamak üzere tencereye koyun. 
Haşlandıktan sonra kabuğunu soyarak iyice ezin.


** 

 Daha sonra patateslerin içine doğranmış maydanozları ve baharatları ekleyin. 
 İyice karıştırın.


**

Ceviz büyüklüğünde parçalar alarak bardak şeklinde şekillendirin.


**

Başka bir kapta yoğurdun içerisine ezilmiş sarımsakları ekleyin ve karıştırın. 
Patateslerin içini yoğurt ile doldurun. 
Tavada tereyağı eriterek salçayı pişirin ve patateslerin üzerine dökerek servis yapın.

**

Patates mantımız servise hazır..




**

Afiyet, şifa olsunn..


NOT: Bu arada bunu hazırlarken yarimle telefonda konuştuk bayaa bi canı çekti canımın.. Uzakta olmanın olumsuzluklarını yaşıyoruz malesef ki.. :(

22 Aralık 2012 Cumartesi

Özledimm..


Ben yarimi özledim..
Yüzünü görmenin bana yaşattığı mutluluktan mahrum, 
Uçsuz denizlerden daha fazla huzur verdiği, o mavi gözlerine bakmaktan yoksunum.. 
Vuslat ne zaman vücut bulacak..?
Zaman ise bize hangi güzel anını ayırdı...?
Bütün sorularım ve boynu bükük bekleyişlerimle,
Sabrediyorum ve özlüyorum...



                            

......bu gün çok doluyum..

21 Aralık 2012 Cuma

Puf böreğim

Selamlar..

Geçtiğimiz çarşamba annem ve babam Ankaradan, Yârimin de içinde bulunduğu şehre, İstanbul'a gittiler.

Gidemeyişim nasıl içime oturdu bilemezsiniz.
Normalde annem ve babam gideceklerdi ben de yanlarında gidecektim tabi.
Ama Ankaradaki akrabalar da gitme durumunda kalınca, ben mecburen gidemedim.
Koca Transporter'da yer kalmadı yani o derece kalabalık gidildi.

Neyse sonraya saklıyorum İstanbul hayallerimi..

**

Her neyse.. 
Ben de 2 kardeşimin sorumluluğunu üstlenmiş bulundum mecburen.
ikisi de okula gidiyorlar akşam geliyorlar.
Akşama kadar da yemek falan yapıyorum derken vakit geçiyor işte.

Bu gün, Puf böreğini yapmayı denedim.
Bloğumda paylaşıyım diye fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedim.
bloğumda mutfak bölümü de açmayı düşünüyorum :)

her neyse gelelim malzemelere..

1 Yumurta
200-250 gr un
1/2 su bardağı su
1/2 çay kaşığı kabartma tozu
Tuz
İç için:
Beyaz peynir ve maydanoz karışımı

Yapılışı ise şu şekilde..

Yumurta, kabartma tozu, tuz karışımına, azar azar su ve un ekleyerek,
 ne çok yumuşak ne de çok sert hamurumuzu elde edelim.
10 dk kadar yoğurun.
1 saat kadar oda sıcaklığında üzerine hafif nemli bez örterek dinlendirelim.

Sabırsız bir insanım sanırım ben. Yaklaşık 10 dk kadar beklettim hamuru :)
**
Hamuru açabileceğiniz büyüklükte bezelere ayırın,bıçak sırtı inceliğinde açın.


**
 Peynirli ve maydanozlu içi yufkanızın yarısına parça parça koyun.

ben tarifteki beyaz peynir yenine, tuzlu lor peyniri kullandım. 
Pişince eriyor böyle çok da güzel oldu. :)



**
İçlerin üzerini kapatrak, ruletinizle çeşitli şekillerde kesin. 
Hamur iyice kapanmış olmalı.
 Kızartma esnasında böreğin içine yağ girerse puf halini elde edemeyiz.

Ruletim olmadığı için hamurumu ben de çaydanlık kapağıyla yarım ay şeklinde kestim.
 (Pratik mutfak çözümleri :)) )
**

Bütün börekleri hamurumuz çabuk kızaracağı için hazırlayalım. 
Temiz bir bez üzerine yayalım,kurumaması için üzerine tekrar bez örtebilirsiniz.


**

Bol kızgın yağda kurutmadan, hafif pembeleşinceye kadar kızartın.






**

Vee Final.. :)


Afiyet olsun..
:))

20 Aralık 2012 Perşembe

ben dantel ördüüm :D

Selamlarr..

çeyiz hazırlıkları içerisinde olan hem de çalışmayan bir genç kız olarak, 

anneciğimin elime tutuşturduğu danteli örmek durumunda kaldım.

Yastık kenarı olucakmış. 

Aslında hiç gerek yokk yastık kenarı sade olsa daha hoş olur sankii..

vb. ifadeler kullansam da pek yemedi :D

Mecbur ördüm.

 başta çok yavaştım.

bir motifi 4 günde ördüm. 

Tabi sonra hızlanmam gerekti.

 1 hafta içinde 2 yastık kenarını ördüm bitirdim.

Demek ki isteyince oluyormuş :D


**
bu da dantelin modeli :)


**

Bu danteller bitti ama annem bunları renkli kulaşlar üzerine dikecekmiş falan..

Henüz o aşamaya başlayamadık.

tam anlamıyla bittiği anda da paylaşıcam..

Yalnız şunu biliyorum ki bu benim son dantel örüşüm olucak :D

17 Aralık 2012 Pazartesi

2012 yılında neler yaşadım..

Selamlar.. 

Malum 2012nin son günlerini yaşıyoruz.. 

ve düşünüyorum da zaman ne çabuk geçmiş 

geçen bu zaman içinde ne çok şey yaşanmış..

Hey gidi günler heyy diyesim var :D

acısıyla tatlısıyla geçirdiğimiz zamanlarımız anı olarak aklımızda kalıyor

zaman geri gelmiyor neticede...

****

Geçirdiğimiz bu yıl içerisinde okuduğum 5 yılın sonunda haziran ayında üniversiteden bilgisayar mühendisi olarak mezun oldum.. 

Üniversite mezunu işsizler grubuna ben de katıldım




Edit: bu arada fotoğrafa uzun bir aradan sonra tekrar bakınca farkettim ki 
ben şu aralar çok fena zayıflamışım yanaklardan farkettim  :S 
52 kilodan 48 kiloya düşmek fark yapmış haliyle:)

**

Eylül ayında sevdiceğimle sözlendimmm.. :)



şu aralar nişan hazırlığı içindeyiz. Bir çok olumsuz durum var ya hayırlısı diyelim dua istiyorum sizlerden..

**

olumsuz olarak mayıs ayında dayımı kaybettim.. Rabbim mekanını cennet etsin inşallah... 

**

2013 yılından ise bir beklentim olamaz yok zira kulların isteklerini veren ancak Allah-u Teala'dır..

Önümüzdeki yılda atacağım adımları hayırlı etmesini Rabbimden dilerim..

Dualarımız kabul olsun inşaAllah..

Rabbimize layık bir kul, Efendimize (sav) yakışan bir ümmet olabilmemiz duası ile..

2 Aralık 2012 Pazar

evciğimiz için dekorasyon fikirleri

Selamlarr...

Evlilik hazırlıkları içinde olduğum şu zamanlarda sevdiceğim ve ben evimizi nasıl dekore edeceğimizi tartıştık internet üzerinden bir çok model araştırdık ve araştırmaya da devam ediyoruz :)

Ama renk ve tarz olarak nasıl mobilyalar olacağı şimdiden hazır gibi birşey. :))

İştee internet üzerinden beğendiğimiz bir kaç mobilya modellerii 


Salonumuzun mavi ve beyaz olmasını istiyoruz.. Mavi chester koltuk ve Beyaz mobilya.. Harika görünüyorlar değil mi....



****


*****

2012 trendlerinden köşe takımları da alternatiflerimizin arasında;


*****

Mobilyalar beyaz olsun istiyorum ama bu mavi masayı görünce tam anlamıyla bittimm..

Mavi koltukla çok hoş bir bütünlük oluşturacağını düşünüyorum.



******

Buradaki masa ve mobilya da çok güzel bir tarza sahip.. Farklı ve dikat çekici


******

Yatak odasını mavi düşünmüyorum ama bu da çok hoş geldi bana. 





Genel olarak maviyi seviyorum :))

Zamanla dekorasyon fikirlerimiz değişir mi bilmiyorum...

Yine, hayırlısı diyelim :)

29 Kasım 2012 Perşembe

Erdal Demirkıran'dan çok güzel bir tespit...

Erdal Demirkıran'ı bilmeyen yoktur sanırım..

Bu postumda bu yazarımızın çok güzel bir tespitine yer vermek istedim.

"Bir dilenci meslek hayatının 40. yılında zengin olduktan sonra restorana giderse elini açar ve boynunu bükerek ‘Allah rızası için bir çorba lütfen!’ diye sipariş verir garsona. Bir zengin 40. yılında iflas edip dilenci olduktan sonra restorana giderse başını diker ve gür sesiyle ‘Bana bir çorba ver delikanlı! Üzerimde para yok, bir ara bırakırım.’ der garsona. Zira biri dilenci, diğeri zengin olduğuna inanıyordur hâlâ. Öyleyse bırak söylenenleri ve ne olduğuna karar ver çünkü sonsuza kadar inandığın şey neyse sen sadece o olacaksın."



Kendimizi nasıl hissediyorsak o olabiliriz..

Bu şekilde çevremizdekilerin bize olan bakışını değiştiririz.

Fakirlik veya zenginlik bu yazıda bir örnek olarak verilmiş ama hayatımızın her yerinde, insanların bize saygı duymasını sağlamak bizim elimizdedir.

Biz kendimizi nasıl bilirsek, çevremiz de bunu böyle kabullenir.

Açıkçası bu yazıyı okuyunca, şu aralar kendi içimde yaptığım  muhasebelerimi düşündüm.

Ben bilmiyorum ama çevremdekilere karşı çok safmışım ve hep iyi niyetimi kullandıklarını görememişim.

Bana ne deseler ne yapsalar güleryüzlü olduklarını gördüğüm için kötü olarak değerlendirmezdim.

Ama o güleryüzlerin sahte olduğunu anlayana kadarmış..

Bundan sonra kendime verdiğim sözlerden birisi, herkese karşı iyi niyetli olmamak gerekiyormuş.. 

Biraz baskın karakter olmalıyım, öyle bir yansıtmalıyım ki insanlara kendimi, bana yaklaşırken, benim hakkımda konuşurken, benim nasılsa birşey demeyeceğimi saf olduğumu değil, o lafın peşini bırakmayacağımı, hakkımı savunacağımı düşündürmeliyim. 

Sert olmalıyım..

Yeni uyandım ben de..

Ve geçmişteki temiz kalpliliğim ve saflığımın ne gibi olumsuzluklara yol açtığını yeni yeni farkediyorum..

Ahh bu bennn... ;)

25 Kasım 2012 Pazar

Fotoğraf çekimlerim..

Selamlar...

Her ne kadar postu bugün hazırlamışsam da

dün Ankara Kızılayda fotoğraf çekimleri yaptımm :)

Tek başıma o kalabalıkta bir çok fotoğraf çektim :)

Fotoğrafla ilgilenmeyi çok seviyorummm :) 

Özlediğimi de farkettim.. 

çünkü uzun zaman olmuş bu tarz faaliyetler yapmayalı..

Nasılsa işsiz bir kızım, kendimi sosyalliğe vereyim değil mi:P



Bu da dünki çekimlerimden bir kare...

Ne kadar şirin değil mi bu güvercinn..

Poz veriyor bir de ;)

Daha fazla fotoğrafı daha kaliteli bir şekilde görmek isterseniz
sizleri Facebook fotoğraf sayfama davet ederimm.... :)

BEKLENİYORSUNUUZZZ...!!! :))


Sevdiceğimle ikimize ait bir sayfa..

Beni profesyonel fotoğrafçılıkla tanıştıran kişidir kendilerii ;))

Sağlıcaklaa...

22 Kasım 2012 Perşembe

Gelinlik araştırmaları.... :))

Merhabalar..

Postumun konusu ile alakalı bilgi paylaşımımdan önce belirtmek istediğim bir şey var ki (eminim birçok blog sahibi bunu yaşıyordur ;) ), post yazmak hep istediğim şeydir ama konuya nasıl başlayacağımı bir türlü bilemem. Giriş cümlelerimi seçmekte çok zorlanıyorum :)) Sayısal zekaya sahibim diyebilirim ;) Edebiyatla ilgilenmeyi sevsem de bende pek etkisini gösteremiyor sanırım :)

Bunu özellikle belirtiyorum ki samimiyetimden şüpheniz olmasın ;)

Neyse gelelim başlıkta da belirttiğim gibi konumaa :)

Evettt,,,, "düğünümüz yaklaşıyor" diye bir cümle kuramayacağım

fakat net bir tarih olamasa da önümüzdeki yaz olacak inşaAllah...

Buna rağmen şimdiden sevdiceğimle ben oturacağımız ev, alacağımız eşyalar gibi bir çok konuda araştırmalara giriştik bile..

Bu konulardan birisi de gelinlikkk... :)))

Evleneceğimin tam olarak farkına varmam sözümüzden sonra oldu.
Ve ben o günden sonra ciddiyetini anladım diyebilirim..

O güne kadar gelinlikmiş çeyizmiş ıvır zıvırmış pek değil hiçç merakım olmamıştı aslında..

Amaa artık gelinlik modellerine bakmaya başladım..

Her zaman olduğu gibi gelinlikte de farklılıklar oluşturmak istiyorum..

Ben tesettürlü bir bayanım ve facebookta birçok gelin fotoğrafçısının çekmiş olduğu fotoğraflardan gelinlikleri inceledim. (itiraf edin bunu tek yapan ben değilim ;) )

Hepsi ayrı ayrı güzeller.. Gelinler de çok güzel taşımış. Ama beni yasıtan, "hahhh işte buuu.." diye vurulduğum bir modeli inanın bulamadım... yokk..

Öyle bir durum ki aklımda bir model de yok ki diktireyim.

Neyse ozaman ben gelinliğime vurulmadan, öylee hoşuma giden bir taneyi alıp giyeyim diye düşünmeye başlamıştım ki, düğünle ilgili olan yabancı bir siteyi incelerken(Site için bir TIK...) tamm da tarzım olabilecek gelinlik modelleri buldum derken bir tanesine vuruldummm.....  "Veluz REYEZ" isminde bir tasarımcıya ait bir gelinlikti.. Kendisine ait bir blog sayfası var.. Bloğunu BURADAN inceleyebilirsiniz.. Gelinliklerin hepsi çok güzel (Tabi tesettüre uyarlanması lazım :) )

Beğendiğim gelinliklerin birkaç tanesini paylaşmak isterim... 










Daha niceleri var... En çok beğendiğimi yayınlamadım. Eğer fikrim değişmez de o modeli diktirmeye karar verirsem yine bloğumdan yayınlarım o zamana kadar sürpriz olsun bakalım :))

Yeniden görüşmek üzree... :))

9 Kasım 2012 Cuma

ÇEYİZ HAZIRLIKLARIMM..

Herkese sevgiler...

Nasılsınızz.. İnşallah iyisinizdir... :)) ben çok heyecanlıyım...

Beni takip ediyorsanız bilirsiniz, yaklaşık 2 ay önce sevdiceğimle sözlendimmm ... KALP KALP

Nişan ne zaman olucak henüz belli diil ama haberleri yine bloğumdan da bildiriyor olacağım..

İnsanın bazen heyecanını dışa vurmalı diye düşünüyorumm.. Ben de bloğumda yazmaı planlıyorum :)
Umarım heyecanım size de yansır ;))

Eveeetttt.... Gelelim en can alıcı noktaya.. Önümüzdeki yaza düğün yapılacağı düşünüldüğü için,,,
annemle birlikte çeyiz hazırlıklarına başlamış bulunuyoruz... 

Zamanla aldığımız şirin çeyizciklerimi sayfamın "Çeyizliklerim" sekmesinde toplu olacak şekilde paylaşmayı planlıyorumm... 

Aldıklarım birikti bilee çok geçmeden ben paylaşımlarımı yapmaya başlayayım.... 

Yorumlarınız benim için değerli ... :))

Tekrar görüşmek dileğiyleee.... :))

27 Ekim 2012 Cumartesi

heyecanlı bir günnnn... :))

Merhabalar....

"Yine beeennn :))" diye sevimli ve çoşkun bir giriş yapmak istedim bu günn..
başlıkta da yazdığım gibi bugün çok heyecanlıydımm...
Bugün bayramın 2. günü olması suretiyle gelen gidenimiz eksik olmadı çok şükür..
Ama asıl misafirler günün sonunda geldiler..
Sözlüm ve ailesi İstanbul'dan Ankara'ya bizimle bayramlaşmaya geldiler..
Birkaç stresli anın haricinde güzel bir akşamdı..

Yarimi gördümmmmm.... Baba bey de yanımızda olduğu için konuşamamış olsak da birkaç bakış beni benden aldı...... AŞK MOD.. :))))
Özlemişimmmm hem de çokk..

Mutluluğumu sizlerle de paylaşmak istedim sevgili arkadaşlar...

Görşmek Üzre nice mutluu ve huzurlu günler heppimizin olsun inşaAllahh...

27 Eylül 2012 Perşembe

ben okulumu özledimm :(

merhabalar..

üniversiteden mezun olmak ne kadar zor bir durummuş.. şu aralar bunu daha da iyi anlamış bulundum.

okul dönemi başladı ve bütün sevdiğim arkadaşlarım okul için aynı şehre toplanmışlarken benim onlardan ayrı ve uzak kalmam daha da çok içime oturdu doğrusu.

mezun olmayı, okuldan ayrılmayı çok istemiştim ki, mezun olduktan sonra bi de üzerine iş bulamayınca ve bir de artı olarak ailevi sıkıntılar yaşayınca öğrenci olmanın ne kadar rahat olduğunu anladım..

ama şu da var ki her şey zamanında güzel.. şu anın bile kıymetini bilmek gerek..


25 Eylül 2012 Salı

FACEBOOK FOTOĞRAF SAYFAMIZ :)))



Merhaba arkadaşlar
uzun zamandır bloğuma yazı yazmıyorum farklı uğraşlarım oldu.
Mesela sevdiceğimle aile engelini aşıp sözlendik çok mutluyuzzz :))
koşuşturmacalardan bir türlü fırsat bulamadım.
ama facebookta daha aktif olduğumu söylemeliyim

sevdiceğim ile birlikte Fotoğrafçılığa merak saldık
ve çalışmalarımızı yeni oluşturduğumuz facebook sayfamızdan yayınlıyoruz

beğenilerinize sunuyorumm umarım fotoğraflarımızı siz de çok beğenirsiniz :))

www.facebook.com/AsklaBakisFotografCalismalari

17 Ağustos 2012 Cuma

suyun faydaları...



Uyanır uyanmaz içilen 2 bardak su iç organları aktive eder.
-Her yemekten 30 dakika önce içilen 1 bardak su, hazma yardımcı olur.
-Banyodan önce içilen 1 bardak su tansiyonun düşmesine yardım eder.
-Uykudan önce içilen 1 bardak su kalp krizini ve felci önler.

...
Suyla ilgili diğer önemli bilgiler:

1. Beynimizin % 75' i sudur.
2. Vücut ısısını düzenler.
3. Hücrelere gıda ve oksijen taşır.
4. Solunum için oksijeni nemlendirir.
5. Yediklerimizi enerjiye çevirir.
6. Kanımızın % 83' üdür.
7. Atıkları (oksitleri) yok eder.
8. Hayati organlarımızı korur ve rahatlatır..
9. Kemiklerin % 22' sidir.
10. Gıdaları absorbe etmesinde vücuda yardım eder.
11. Adalelerin % 75' idir.
12. Eklem yerlerini rahatlatır / yastık vazifesi görür)


Oruçluyken biraz nefis terbiyesi yapalım değil mi ;)

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Aşkın hakkını vermek..

Sevmenin sevilmekten daha güzel olduğunu düşündüğünde

Mutlu etmenin mutlu edilmekten daha güzel olduğunu hissettiğinde

Ben sen değil, biz diye konuştuğunda,

Vücudun beyninden ziyade kalbiyle çalıştığında,

Onun mutluluğuna, ondan daha çok mutlu olabildiğinde,

Hesap sormak için değil, merak ettiğin için aradığında,

Umrunda olmadığında kışın soğuğu, yazın sıcağı,

Çok da önemli olmamalı, çayın şekeri yemeğin sıcağı,

Onun şekeri yettiğinde yada varlığının sıcaklığı,

İşte o zaman doya doya yaşarsın; ağlayarak gülerek aşkı...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

yeni bloğumuzz..



Merhaba arkadaşlar.....

daha çok yeni olan bloğumuza hepinizi bekliyorummm..

içerikler zamanla daha da artırılacaktırr..

sevgilerrrr.. :)))


http://mostargenclikkulubu.blogspot.com/

8 Ağustos 2012 Çarşamba

staj zamanlarımdan bir yazım :)

selamlaaarr....
bugün bir şey farkettim ki bu bloğu açmadan önce başka bir bloğa daha içimi dökmüşüm kısa bir süre de olsa:) üniversitede staj yaptığım dönemlere ait hislerimi yazdığım ve çok da iyi anlattığım o yazıyı paylaşmak istedim sizlerle.

buyrunuz efenim yazımı okumak için TIK TIKKKK..


ne günlermiş üniversitede okuduğum zamanlar.. anladım ki mezun psikolojisi çok daha farklıymış..

7 Ağustos 2012 Salı

ah benim papağanım :(

Selamlar arkadaşlar öncelikle belirtmeliyim ki, önceki postlarımda belirttiğim üzere benim bir cennet papağanım var. Renkleri çok güzel olmasına rağmen tüylerini koparıyor, yine önceki postlarımda belirtmiştim. bunun birçok sebebi olabilirmiş, derisinde enfeksiyon falan. ama bir veterinere götüremediğim için psikolojik olduğunu düşünüyoruz. çünkü evdeyken koparıyor balkonda falan hiç uğraşmıyor tüyleriyle. bu akşam çok kötü bir şey oldu artık tüylerini koparmayı da aştı. nasıl yaptı anlamadım ama kanatlarından kanlar geldi. Ne yapacağımı bilemedim çok korktum. Bilen var mı acaba biz bu sorunu nasıl aşabiliriz. sorduğumuz birçok kuş satıcısı bu şekilde devam ederse intihar edebileceğin söylüyor. kanatlarını kanatması intihar etmek istediğini mi işaret ediyor.? ama çok üzülüyorum bu duruma ben yaaa :(((

5 Ağustos 2012 Pazar

İki Cami Arasında Aşk


Selamlar..

Öncelikle aylarca post yazmadığımın farkındayım. Bloğumla ilgilenmemezlik yapmayayım dedim artık :) ve buna sebep en son okuduğum kitap olan başlıkta da belirttiğim üzere "iki cami arasında aşk"tan bahsetmek istedim. (yazarı Mürvet SARIYILDIZ)

50 yaşındaki Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı olan 17 yaşındaki Mihrimah Sultana aşık olur. evlenme yaşı gelen mihrimah için eş adayı olan 2 kişi arasından birisi de Sinan olur. Fakat Hürrem Sultan, siyasi nedenlerden ötürü kızını diğer aday Rüstem Paşa ile evlendirir.

Mimar Sinan bu evlilik üzerine kendisini sanatına verir ve aşkını yaptığı hanlar hamamlar ve camilere yansıtır. Özellikle de Üsküdar ve Edirnekapıda yaptığı camileri arasına gizler. gece ve gündüzün eşit olduğu 21 mart tarihinde, güneş edirnekapıdaki mihrimah sultan camiinin minareleri arasından batarken, üsküdardaki mihrimah sultan camiinin minarelerinin arasından ay doğmaktadır. belirtilmesi gereken nokta şu ki Mihrimah farsçada güneş ve ay demektir. Ayrıca 21 mart Mihrimah sultanın doğum tarihidir...

Mimar Sinan'ın aşkına hayran olmamak elde değil. Bu kitabı okuduktan sonra günümüzdeki aşkları düşünmeye başladım. Küçük de olsa bir engelle karşılaşanlar hayatla bağlantılarını kesebiliyorlar veya kendilerini insanlardan soyutlayabiliyorlar. Böyle olmamalı aslında. Mimar sinan 50 yaşındayken aşkı için mükemmel hesaplamalarla bu camileri yapabilmişken, gençler hayata daha da bağlanmalı pasifleşmemeli diye düşünmeye başladım.


Kısacası, okunulası bir kitap vesselam..


Kitapta eleştirdiğim noktalar var ayrıca. 255 sayfalık bir kitabın sayfalarının sadece bir yüzüne baskı yapılmıs diğer yüzleri boş.. işe yaramayan bir kağıdı çöpe atmaktansa geri dönüşüme veren ben, bu olayı çok yadırgadım. Kağıt israfı yapılmış düpedüz. ek olarak da şunu söylemeliyim ki kitabın dili aşırı sade. belki kimilerine göre iyi bir özellik ama beni dil açısından tam doyuramadı. Ama anlattığı hikaye için okunmaya değeceğini düşünüyorum.

Sevgiler.. :)

7 Haziran 2012 Perşembe

mezuniyet..



Merhabalar.. Uzun zamandır paylaşımda bulunmuyordum. Aslında buradan paylaşmak istediğim o kadar çok şey yaşadım, fakat öğrenciyim işte final dönemidir, proje teslimidir falan uğraşıp durdum yoğunluktan bunalmış vaziyetteydim. Çok şükür ki bu dönemi atlatmış bulunuyorum.Ayrıca 5 yıllık bir lisans hayatımı da atlattım aynı zamanda. Yıllarımı verdiğim üniversitemden mezun oluyorum. Bu yazımda mezuniyetin vermiş olduğu burukluktan bahsetmek istedim.

Ben Ankara'da yaşayan ve SDÜ'yü kazanıp Isparta'ya gelen bir garip öğrenciydim bir zamanlar.. Geldiğim zamandan beri mezun olup gitmeyi iple çekerdim. Çünkü ailemden uzakta ayaklarının üzerinde durmaya çalışmak çok zor gelmişti. Çok zor zamanlarım oldu. Çok üzüldüm, bölümü bırakmayı istedim falan ama her zorluk bir tecrübe kazandırdı, bana hayatı, insanlarla uğraşmanın zorluğunu ve iyi olarak düşündüğüm her insanın içinde bir yerlerde mutlaka bencilliğin olduğunu gördüm. bunun verdiği huzursuzluğu iliklerime kadar hissettim. Çok savunduğum ve katkı sağlamaya çalıştığım topluluk tarafından yalnız bile bırakıldım. Sırtımdan vuruldum.. Dost sandıklarım laf taşır olmuşlar.. İftiralara maruz kaldım. En çok bundan yara aldım. Yolda gördüğümde yolumu değiştirdiğim, ürpertici insanlar da oldu, görüşmek için can attığım dostlarım da oldu tanıştığım.

Tuhaf bir şehirdir Isparta benim gözümde.. Götürdüğü de oldu getirdiği de.. Ve artık mezunum.. Hiç düşünmezdim ama sanırım bu ayrılık çok üzücü olacak.. Ve ben ayrılıkları hiç sevmem..

11 Mayıs 2012 Cuma

papağancığımın tüyleri çıkıyorr. :)


İşte bu benim yaramaz papağanım.. :) bana alışma sürecinde psikolojisi bozulan papağanım tüylerini koparmaya başlamıştı. :( ne kadar uğrassam da düzeltemedim. Vitamin verdim, tüylerine sprey sıktım ama düzelmedi derken , mutluluğumu paylaşmak isterim ki artık tüyleri çıkıyor ve inşallah böyle kalacak ve papağanım güzelleşmiş olacak. Arkadaşlarım artık 'kabak' diye seslenir olmuşlardı.. :( ama şükür ki şimdi güzelleşti tüyleri çıkıyor.:)

7 Mayıs 2012 Pazartesi

sunumum ..


Kablosuz ve mobil ağlar dersindeki sunumum gayet başarılı geçti. Renkli kişiliğim sayesinde sıkıcı değildi ve hocamdan olumlu tepki aldım :))

6 Mayıs 2012 Pazar

Selam Olsun..


Yar-i Sadık bilir halden,

Aşk dersini alır gülden,

Karşılıksız taa gönülden,

Sevenlere selam olsun

Yeşerip sevgi gülşeni

Kuşatsın ruhu bedeni

Bir gül için bin dikeni

Sevenlere selam olsun...

4 Mayıs 2012 Cuma

90'lardan bir esinti

sanırım eskiler daha güzeldi daha keyifli ve eğlenceliydi.. ben çok eski değilim ama eskileri daha çok sevdiğimi itiraf etmeliyim.

Mirkelam - Her Gece (herkesin bilip sevdiği şarkılardan biri olduğunu düşünüyorum)

3 Mayıs 2012 Perşembe

KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN

Kaçmaya çalıştığın gerçek,
Birgün karşına çıkacak.
Ve işte o gün
Kaçacak yerin olmayacak.
Ben senin varlığını seviyorum,
Yokluğunu seviyorum
Sana ulaşamadığım dakikalarda.
Seni duymayı
Seni özlemeyi
Hiç görmesem bile seninle olmayı seviyorum.
Hiç korkmuyorum seni sevmekten.
Senin gülüşünü seviyorum.
Her bana bakışında
Gözlerinede okuduğum o duyguyu
Gözlerindeki gözlerimi seviyorum.
Gönlünü seviyorum
Özünü seviyorum senin
Dudaklarındaki sözlerimi seviyorum
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben sendeki o sıcaklığı
Sana olan uzaklığı seviyorum.
Yanaklarından akan göz yaşlarını
En çok, dağınık olduğunda saçlarını
Beni arayan ellerini seviyorum.
Yalnızlığımı seviyorum sebebi sensen
Ayrılığını seviyorum,
En çok yalnız kaldığımda
Beni bulan gönlünü seviyorum.
Ben en çok senin bana olan
Sevgini seviyorum.
İçimden haykırmak geliyor.
Dünyaya sığdıramadığım seni
Kalbime sığdırmak geliyor.

Ağlamak geliyor seni görmezsem
Özlemek geçiyor içimden seni
Sevmek geçiyor.
İçimden sana doğru giden
Bin bir türlü yol geçiyor.
İçimden sen mutlu olacaksan
Ölmek bile geçiyor gülüm.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben yalnızca seni seviyorum,
Ne o muhteşem güzelliğin
Ne kalbimdeki özelliğin
Ne de sevdiğim için değil,
Seni yalnızca sen olduğun için,
Ruhun için
Kalbin için
Aklın ve sevgin için seviyorum seni.
Ben seni en çok kendim için seviyorum
Belki de ilk defa bencil oluşumu
Sana borçlu olduğum için.
Seni her şey için seviyorum.
Ve sahip olmadığım
Hiçbir şey için.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Her dakika seninle olmayı seviyorum.
Gözlerimi her açtığımda
Aklıma gelişini seviyorum.
Her gece uyumadan önce
Seni sevdiğim aklıma gelince
Sensiz uyumayı bile seviyorum
Uyumadan önce seni düşününce.
Ben seni en çok
Umutsuzluğumda beni bulduğun için seviyorum.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben seni bu şehirde olduğun için değil
Benimle aynı toprağa ayak bastığın için
Benimle aynı gökyüzünü paylaştığın için seviyorum.
Geceleri benim yüzüme vuran ay ışığı
Senin de gözlerine vurduğu için seviyorum.
Benim kemiklerimi ısıtan yaz güneşi
Sana da sıcaklık veriyor diye seviyorum seni.
Beş bin yaşındaki bu dünyada
Benimle aynı zamanı paylaştığın için seviyorum.
Ben seni benimle yaşadığın için
Benden hiç gitmediğin için seviyorum
Beni hiç terketmediğin için.
Ellerini seviyorum tanrıya açıldığında
Kalbini seviyorum kapıları açıldığında
Ve gözlerini seviyorum
Her karşımda kapanıp açıldığında.
Bana baktığında
İçimde yakaladığın coşkumu seviyorum,
Her bana baktığında
Seni sevdiğimi hatırlamayı seviyorum.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Her kibrit çaktığımda
Alevin içinde seni görmeyi seviyorum.
Her sigara yaktığımda
Dumanın şeklinde seni görmeyi seviyorum.
Her bana baktığında
O kadar çok seviyorum ki seni sevmeyi
Yalnızca sen olduğun için hayatımda
Kendimi bile seviyorum
Sen olunca aklımda.
Kalbimi seviyorum seni seviyor diye
Gözlerimi seviyorum seni görüyor diye.
Ruhumu seviyorum, senin ruhuna
Bu kadar yakın diye.
Varlığımı seviyorum,
Sırf sana borçlu olduğum için
Mutluluğumu seviyorum.
Gülümsememi seviyorum seni düşününce
Ayakta kalışımı seviyorum sebebi sen olunca
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben sana olan sevgimi yazan
Kalemimi seviyorum.
Senin adını yazdığım kağıdı seviyorum.
Sana olan sevgime benzettiğim
Her sevgiyi seviyorum.
Bana seni hatırlatan herşeyi
Sana giden yolları seviyorum.
O kadar çok seviyorum ki seni
Seni kaybetmek korkusunu bile,
İçinde yalnızca, sen olduğun için
Sana karşı duyduğum bir duygu olduğu için
Korkumun sebebinde sen olduğun için seviyorum.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Seni seviyorum.

Murat Apaydın
YORUMUM:"harikaa.!"

30 Nisan 2012 Pazartesi

Peygamber efendimizin kızına nasihati;

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz;muhterem kerîmeleri Hz. Fâtıma-Tuz Zehrâ (r.anhâ)’ya gelin olurken şu nasîhatta bulunmuşlardır:

“Kızım kendini temiz tut! (Devamlı) Rabbini zikret!
Efendin sana baktığı... zaman Sen’den memnun olsun büyük bir ferahlık duysun!
Gözlerini sürmele!
Sürme kadınların ziynetidir.
Kızım! Kocan sana baktığı zaman gözlerini ondan ayırm...a;
Sen de mukâbele et! Böyle yaparsan sevgin fazla olur.
O başka tarafa bakarken
Sen onun yüzüne bak!
Bunun büyük mükâfâtı vardır..
Güzel bakışlarınla güler yüzle onu takip edip memnun etmene
bir ay nâfile orucu sevâbı yazılır.
Kocanın yanında sessiz ve ilgisiz durma!
Onun hoşlandığı şekilde güzelce söyle ki sana muhabbet etsin..
Kocanın hatâlarını başkalarına söyleme!
Eğer söylersen Allah Teâlâ sana gazab eder..
Sonra melekler peygamberler ve nihâyet kocan sana gücenir…"

29 Nisan 2012 Pazar

ince çizgi

Selamlar..
Ben mezun olmak üzere olan bir üniversite öğrencisiyim. Son günlerde de mezuniyet koşuşturması içine girdim. O giysici, şu ayakkabıcı bu çantacı oradaki eşarpçı diye giyeceğim şeyleri arayıp saatlerimi günlerimi verdim ve hala elimde hiçbişey yok gezmeye aramaya devam edeceğim... Bu koşuşturma ile ben şunu anlamış oldum ki giyimime fazlasıyla önem vermeye başlamısım. halbuki ben bir başörtülü bir kızım ve giyimime dikkat etmem gerekiyor. Okuduğum bir yazıda deniyor ki ;
Tesettür, kadın ruhunun, dünyanın sahte ışıltısına çektiği perdedir. Tesettür, sahteliğin sanal prangalarından kurtulmuş özgür kadının şükrüdür.
Ben giyimimle dikkat çekerek bu sahte ışıltıya bir sahtelik eklemiş oluyorum bu ışıltıya perde çekmektense... Çok ince bir çizgi dikkat etmek lazım. Öyle ki şu son zamanlarda moda ve tesettür giyim üzerine yayın yapan birçok bloğu takip eder olmuştum. kendimi iyice güyaa tesettür modasına kaptırmış olmuştum. Ben pardesü giyinen bir kızım ama annelerimizin gençlik zamanlarında giydikleri pardesülerle şimdikiler kıyaslandığında evrim niteliğinde bir değişme var.. hangisi tam tesettür oluyor eminim ki bu yazıyı okuyan bilinçli her insan bunun cevabını verebilir.. Şu an öyle bir psikoloji içerisindeyim ki, kendimi saklamak gizlemek istiyorum.. Eskilerin pardesüsü şimdilerin feracesi olabilir diye düşünüyorum ve gidip hemen kendime bir ferace alasım var o derece doldum..
Bu akşam çok farklı hissediyorum kendimi.. Her şey üst üste geldi. bir arkadaşımın nişanlandığını öğrendim ki çok duygulandım. bu arkadaşım başı önünde gezen, erkeklerle konuşmayan ve konuşma zorunluluğu olduğu zamanlarda da gözlerine bakmadan konuşan bir kızdı. O kadar imrenirdim ki o kıza, ben öyle olamadığım için kendime hep kızdım. Ben erkeklerin olduğu ortamlarda mecburen bulunuyorum ama hiç kendimi onlarla muhabbet etmekten alıkoyamıyorum veya konuşurken gözlerine bakabiliyorum gülebiliyorum.. Ben öyle kötü bir niyet beslemiyorum elbette ama karşımdaki insanlara karşı bir ağırlık koyamamışım. Böyle olmaması gerekiyor. Evet bilincindeyim artık..
Şimdiye kadar hep mevlananın
Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur...
bu mantığıyla hareket ettim ya da Efendimizin (sav)
Gülümsemek Sadakadır
hadisi şerifine bağlı kalarak şefkatle güler yüzlü olmuştum amaa, ayrımı çok iyi yapamamışım ki herkese karşı böyle olmamak lazımmış. Bana bu ince çizginin farkına vardıran Sevgili insana teşekkürlerimi buradan da iletmek isterim.. "O iyi ki var.."

..sağlıcakla

26 Nisan 2012 Perşembe

Ey Gönül!

Ey Gönül! Aşkın belli bir cismi yok ki kişilerde arayasın;
Aşkın haritası yok ki define avcılarına başvurasın;
Aşk aramayla bulunur değil ki siparişini yapasın;
AŞK nasip işidir, hesap işi değil; AŞK, adayıştır arayış değil..
Sen adanmışsan ve bu uğurda yanmışsan; AŞK, zaten gelir seni bulur…

25 Nisan 2012 Çarşamba

Özür Dileriz Delikanlı

Delikanlı özür dileriz, namaza başlarken sanki biz zamanında hiç zorlanmamışız gibi seni “full çekme”ye zorladık. Tuğlaları üst üste koymana izin verecek bir rahatlık sunmadık sana. Yakaladığın namazlara köreldik de, kaçırdıkları için yazıklar ettik. Namaza alışırken ayağının dolanabileceğini, yürürken düşebileceğini hesaba katmadık. İçindeki tereddütleri ciddiye almadık. Kendi kendine sorduğun sorulara “hiç yokmuş gibi” sağırlaştık. Elbette ki “lüzumsuz” gelecekti sana namaz en başında. Başımızı ellerimizin arasına alıp bir kaç dakika olsun düşünmedik: Öyle kolay değil ki arzulamak hiç alışık olmadığını? Öyle hemen oluvermez ki hiç tanımadığını yanına yoldaş eylemek? Kim susamadan su içer ki? Kim acıkmadığı yemeğe iştah duyar ki? Mecbur tuttuk seni... “Başka yolu yok!” dedik. Mecbur olmasına mecburdur namaz.. Yalan yok; farzdır. “Dinin direği.” “Gözümüzün aydınlığı!” Teşekkürlerin en güzeli.. minnettarlığımızı ifade etmenin en şık, en zarif yoludur namaz! Kulluğumuzun en somut biçimi... Elle dokunulur, gözle görülür bir teşekkür zirvesidir.. Sormadık kendimize: Zorla mı teşekkür eder insan? Zorunluluk olarak takdim edilir mi hiç minnettarlık? Gösteremeyince sana Rabbimizin bizi ne kadar çok şeyle sevindirdiğini, içine zoraki minnettarlıklar atmaya kalktık. En başta biz hissedemeyince üzerimize hiç hesabsız, hiç sebepsiz, hiç karşılıksız indirilen o iyilikleri, sana da ancak “istesen de istemesen yapacaksın” diye farzları saydırdık, soğuk ve resmî zorunluluklar listesi içinde sürdük namazı önüne. Hiç görmedin ki yüzümüzde nimetlere boğulmanın o şımarıklık neşesini, hiç hissetmedin ki yüreğimizde her sabaha yeniden uyanma sevincini? Bizden sana huzur bulaşmadı ki... Bizden sana neşe taşmadı ki... Elbette ki sabırsızdır insan... Hele de gençler... Biz yaşımızı başımızı aldık, ırmağın öbür yakasına geçtik. Durulduk. Sakinleştik. Ama sen! Beri yakasındasın hayatın. Hırçın yanındasın şehrin. Kıpır kıpır tenin. Duygu kasırgalarında savruluyor saçların. Sana varlığın müziğini aktaramadık. Namazın yüzümüze tebessümler kattığına tanıklık edemedik. Kıldık namazları kılmasına, ama seccadeyi toplarken namazın gerçeğini de bir kenara dürdük. Namaz kıldıkça güzelleşseydik, neşelenseydik, incelseydik, sen de imrenirdin bize. Sanki bir büyü var burada diye, sen de sokulurdun yanımıza.. “Namaz dediğin sadece bir gün kılınır” demek isterdik sana... “O da bugündür.” Bak, dün gitti; yarın da gelmedi. “Sen sadece bugün kıl, gerisine karışma!” diyecek kalenderliği gösteremedik sana... Bitmeyecek sandın namazı. Yarın, yarından sonra, yarından sonradan da sonra.... Derken yığıldı üzerine binlerce vakit, binlerce rekat... Ezildin kılacağın namazlar altında. Şimdiden üşümeye başladın soğukta alacağın abdestlerin suyunda... Kulağına fısıldayıverseydik ya Rabbimizin sözünü: “Ben senden yarının ibadetini istemiyorum ki...” Bugün kıl, yeter.. Hatta bu vaktin hakkını ver, yeter! Hem sonra, ne biliyorsun, o kadar uzun süre yaşayacağını.. Belki bitecek ömrün; namazların da bitecek... Sana bugün kıldığın namazın ışığı kalacak... Rabbin diyecek ki, “Madem ki bugün kıldın, yaşasaydın bir ömür boyu kılacaktın..” Bir güne verdiğin namaz rengi, bir ömrüne taşacak; bin ömürlük bir sonsuzluğa taşıyacak seni.. Sana Rabbini tanıtırken, kılı kırk yarar, ince eleyip sık dokur, mükemmeliyetçi bir imaj çizdik, seni vesveselere saldık, yorduk, kırdık, usandırdık. Rabbinin yaptıklarını beğenmeyeceğine inandırdık önce seni. Seni sevdiği, sana merhamet ettiği ap açık ortadayken, önce korkmanı istedik O’ndan... Oysa, insan sevmediğinden korkmaz ki, korkamaz ki... Allah’tan korkanlar O’nu hakkıyla sevenlerdir, O’nun kendilerini fazlasıyla sevdiğini bilenlerdir... Korkarlar; çünkü o sevgiyi kaybetmek üşütür insanı, o kadar sevilmişken yüz çevirmek acı verir insana... Kaybedeceği şeyi olanlar korkar! Şöyle diyebilmeliydik sana: “Namaz kılarken Rabbinin sana ‘aferin!’ dediği haldesin.” Şöyle de diyebilmeliydik: “Namaz kılarken, Rabbinin en çok sevdiği En Sevgili’nin (asm) bulunduğu haldesin.” Sevinmelisin. Sevildiğini bilmelisin. Sevildiğini bilip de öyle varmalısın secdelere. Bırakıp her şeyi namazın kucağında atabilmelisin hüzünlerini. Durdurup oyunları, başından atıp telaşları, en sahici olduğun yerde, en çok onaylandığın halde, namazda, neşelere boğulabilmeli, sevinçlere sarılabilmelisin. Özür dileriz delikanlı, Bağışla bizi genç hanım.

A. Cem Toprak