17 Ağustos 2012 Cuma

suyun faydaları...



Uyanır uyanmaz içilen 2 bardak su iç organları aktive eder.
-Her yemekten 30 dakika önce içilen 1 bardak su, hazma yardımcı olur.
-Banyodan önce içilen 1 bardak su tansiyonun düşmesine yardım eder.
-Uykudan önce içilen 1 bardak su kalp krizini ve felci önler.

...
Suyla ilgili diğer önemli bilgiler:

1. Beynimizin % 75' i sudur.
2. Vücut ısısını düzenler.
3. Hücrelere gıda ve oksijen taşır.
4. Solunum için oksijeni nemlendirir.
5. Yediklerimizi enerjiye çevirir.
6. Kanımızın % 83' üdür.
7. Atıkları (oksitleri) yok eder.
8. Hayati organlarımızı korur ve rahatlatır..
9. Kemiklerin % 22' sidir.
10. Gıdaları absorbe etmesinde vücuda yardım eder.
11. Adalelerin % 75' idir.
12. Eklem yerlerini rahatlatır / yastık vazifesi görür)


Oruçluyken biraz nefis terbiyesi yapalım değil mi ;)

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Aşkın hakkını vermek..

Sevmenin sevilmekten daha güzel olduğunu düşündüğünde

Mutlu etmenin mutlu edilmekten daha güzel olduğunu hissettiğinde

Ben sen değil, biz diye konuştuğunda,

Vücudun beyninden ziyade kalbiyle çalıştığında,

Onun mutluluğuna, ondan daha çok mutlu olabildiğinde,

Hesap sormak için değil, merak ettiğin için aradığında,

Umrunda olmadığında kışın soğuğu, yazın sıcağı,

Çok da önemli olmamalı, çayın şekeri yemeğin sıcağı,

Onun şekeri yettiğinde yada varlığının sıcaklığı,

İşte o zaman doya doya yaşarsın; ağlayarak gülerek aşkı...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

yeni bloğumuzz..



Merhaba arkadaşlar.....

daha çok yeni olan bloğumuza hepinizi bekliyorummm..

içerikler zamanla daha da artırılacaktırr..

sevgilerrrr.. :)))


http://mostargenclikkulubu.blogspot.com/

8 Ağustos 2012 Çarşamba

staj zamanlarımdan bir yazım :)

selamlaaarr....
bugün bir şey farkettim ki bu bloğu açmadan önce başka bir bloğa daha içimi dökmüşüm kısa bir süre de olsa:) üniversitede staj yaptığım dönemlere ait hislerimi yazdığım ve çok da iyi anlattığım o yazıyı paylaşmak istedim sizlerle.

buyrunuz efenim yazımı okumak için TIK TIKKKK..


ne günlermiş üniversitede okuduğum zamanlar.. anladım ki mezun psikolojisi çok daha farklıymış..

7 Ağustos 2012 Salı

ah benim papağanım :(

Selamlar arkadaşlar öncelikle belirtmeliyim ki, önceki postlarımda belirttiğim üzere benim bir cennet papağanım var. Renkleri çok güzel olmasına rağmen tüylerini koparıyor, yine önceki postlarımda belirtmiştim. bunun birçok sebebi olabilirmiş, derisinde enfeksiyon falan. ama bir veterinere götüremediğim için psikolojik olduğunu düşünüyoruz. çünkü evdeyken koparıyor balkonda falan hiç uğraşmıyor tüyleriyle. bu akşam çok kötü bir şey oldu artık tüylerini koparmayı da aştı. nasıl yaptı anlamadım ama kanatlarından kanlar geldi. Ne yapacağımı bilemedim çok korktum. Bilen var mı acaba biz bu sorunu nasıl aşabiliriz. sorduğumuz birçok kuş satıcısı bu şekilde devam ederse intihar edebileceğin söylüyor. kanatlarını kanatması intihar etmek istediğini mi işaret ediyor.? ama çok üzülüyorum bu duruma ben yaaa :(((

5 Ağustos 2012 Pazar

İki Cami Arasında Aşk


Selamlar..

Öncelikle aylarca post yazmadığımın farkındayım. Bloğumla ilgilenmemezlik yapmayayım dedim artık :) ve buna sebep en son okuduğum kitap olan başlıkta da belirttiğim üzere "iki cami arasında aşk"tan bahsetmek istedim. (yazarı Mürvet SARIYILDIZ)

50 yaşındaki Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı olan 17 yaşındaki Mihrimah Sultana aşık olur. evlenme yaşı gelen mihrimah için eş adayı olan 2 kişi arasından birisi de Sinan olur. Fakat Hürrem Sultan, siyasi nedenlerden ötürü kızını diğer aday Rüstem Paşa ile evlendirir.

Mimar Sinan bu evlilik üzerine kendisini sanatına verir ve aşkını yaptığı hanlar hamamlar ve camilere yansıtır. Özellikle de Üsküdar ve Edirnekapıda yaptığı camileri arasına gizler. gece ve gündüzün eşit olduğu 21 mart tarihinde, güneş edirnekapıdaki mihrimah sultan camiinin minareleri arasından batarken, üsküdardaki mihrimah sultan camiinin minarelerinin arasından ay doğmaktadır. belirtilmesi gereken nokta şu ki Mihrimah farsçada güneş ve ay demektir. Ayrıca 21 mart Mihrimah sultanın doğum tarihidir...

Mimar Sinan'ın aşkına hayran olmamak elde değil. Bu kitabı okuduktan sonra günümüzdeki aşkları düşünmeye başladım. Küçük de olsa bir engelle karşılaşanlar hayatla bağlantılarını kesebiliyorlar veya kendilerini insanlardan soyutlayabiliyorlar. Böyle olmamalı aslında. Mimar sinan 50 yaşındayken aşkı için mükemmel hesaplamalarla bu camileri yapabilmişken, gençler hayata daha da bağlanmalı pasifleşmemeli diye düşünmeye başladım.


Kısacası, okunulası bir kitap vesselam..


Kitapta eleştirdiğim noktalar var ayrıca. 255 sayfalık bir kitabın sayfalarının sadece bir yüzüne baskı yapılmıs diğer yüzleri boş.. işe yaramayan bir kağıdı çöpe atmaktansa geri dönüşüme veren ben, bu olayı çok yadırgadım. Kağıt israfı yapılmış düpedüz. ek olarak da şunu söylemeliyim ki kitabın dili aşırı sade. belki kimilerine göre iyi bir özellik ama beni dil açısından tam doyuramadı. Ama anlattığı hikaye için okunmaya değeceğini düşünüyorum.

Sevgiler.. :)