9 Şubat 2014 Pazar

Bu yazının adını siz koyun..

Biz bilgisayarcılar için genelde yazmayı ve okumayı sevmeyen, vaktinin çoğunu gözünü kırpmadan bilgisayar başında geçiren asosyal insanlar derler... Sanıldığı gibi bilgisayar başından ayrılmayan tiplerden olduğumu sanmıyorum. Asosyal miyim? Nasreddin Hocanın latifelerinden örnek vermek gerekirse; çok gezseydim eve de uğrardım, desem sosyalliğimi anlatabilirim sanırım. ;) Okumayı vakit bulabildiğim ölçüde gerçekleştiriyorum. Özellikle otobüs ve metro gibi şehir içi ulaşımda çok kitap bitirmişimdir. İstanbulun kalabalığında otobüslerde oturmak pek mümkün olamadığı için okunmayı bekleyen kitaplarım, boynu bükük kaldı diyebilirim. Her gördüğümde içim burkuluyor. Kimi zaman kitaplarımın bulunduğu rafın tozunu bile almak istemiyorum, toz almak için dokundum olmasın diye..
Yazma konusuna gelince üşengeç ve tezcanlı yapım gereği uzun süre boyunca bir yazı ile ilgilenemiyorum. Belki de bir odaklanma problemi derler buna. Ama bugün içimden durmak bilmeyen bir yazma isteği oluştu. Bloğum aklıma geldi.. Buralar da toz tutmuş mudur acaba uzun zamandır dokunamadığım kitaplarım gibi..? Amacım tozlanmış sayfalara bir iki satır birşey karalamak değil somut düşünülürse.. Gerçekten içimden yazmak geldi.. Belki içimi dökecek kimse bulamadığım için.. Kendimi ifade edemediğim için veya yanlış anlaşıldığım için.. Güzel düşündüğüm ve bu güzellikleri yakınımdakilerle paylaşmak adına kendimi feda ettiğim her şeyin bir anda silinmesinden hoşnutsuzluğumu haykırmak istediğim için. İnsanları tanıyamıyorum.. İnsan en yakınındakilerle hayatı pürüzlü yaşamışsa şayet, diğer bildiği tanıdığı herkesin samimiyetinden, iyi niyetinden şüphe etmeye başlıyor.. Olumsuzlukları düşündüğünde çevrendekilere yakıştıramıyorsun belki ama beklemediğin bir anda şok geçirmekten daha zararsız ve akıllıca buluyorum. Hayır! Kesinlikle kötü düşünmek olamaz bu.. Temkinli olmak kesinlikle.. Bu dünyada çok da iyimser olamamak gerek çünkü.. Siyaset yapmak genelde politika ile ilişkilendirilmiş gibi gelir ilk bakışta ama hayatın her alanında siyasi davranıp işini bilenlerden olacaksın.. "Kimsenin hakkını yemeyeceksin ve elbette ki kendi hakkını da yedirmeyeceksin". Savunduğum hayat tarzı bu benim..
Hayatta yaşadığım olumsuzlukları çok çabuk unuturum.. İyimserlik haline birden geçebilme gibi çok sevilen, benim artık rahatsız olduğum bir huyum var.. Ama bazen olur ki yaşanmış olumsuzlukları unutmamak, dedim ya hani 'temkinli olmak', geleceğe dair mutlulukların temelini oluşturabilir.. Yaşanılan şeyin olumsuzluğuna üzülüp ağlamaktansa, tekrarlanması için kendine düşenin ne olduğunu düşünmelisin.Daha akıllıca.. Belki karşındakine minik cezalar vermelisin ki ne yaptığının farkına varsın. Bazen bazı olumsuzluklar, farkındalık olmadığı için gerçekleşir.. Bu çok önemli... Yaşadıklarımıza yön vermek tamamen elimizde..

Herkese iyi pazarlar..


Edit: Son paragraf tarafımdan silinmiştir..

4 yorum:

  1. biraz dolmuşsunuz, arada oluyor her insana...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. malesef arada oluyor ama mühim olan tekrar edip etmemesi ve telafi edilmesi..

      Sil
  2. Canım benimmm ya yazını okuyunca tam benden bahsetmişsin seni o kadar o kadar iyi anlıyorum ki uzaklık kimsenin olmayışı bide gündemde olan bazı moral bozan olaylar insanı yıpratıyo ama sabretcz iyimserliğimiizi bozmak yok tamam mı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah daha ayrıntılı görüşelim canım Rabbim yardımcımız olsun diyelim..

      Sil

Güzell yorumlarınız içinn teşekkürler... :))