6 Eylül 2016 Salı

Hayata ve evliliğe dair...

Merhaba,
Malum havalar sıcak, tam düğün sezonundayız.
Biz de sıcak ama yağmurlu bir günde 3 yıl önce 31 Ağustosta evlenmiştik.
Zaman nasıl geçmiş anlamıyor insan.
Bir de çocuğumuz olmuş hala inanamıyorum.
Ama insan yaşadıkça anlıyormuş ki, büyük heyecanlari sevinçleri üzüntüleri bir yere kadar.
Her şeye alışıyormuş insan. Hayatın bir parçası diyor ve kabulleniyorsun.
Allah'ın rahmeti diyorum. Hayat bir şekilde ilerleyecek ya, olaylar birbiri ardına gelecek ya, kabullenip normalleştirme de peşisıra geliyor.

Evlilik; büyük heyecan.. Söz, nişan, düğün derken heyecan dorukta oluyor. Bir bakmışsın çocukken gözümüzde büyüttüğümüz evlilik gayet normal bir durum. Olması gereken bir şeymiş ve zamanı gelmiş gerçekleşmiş.

Çocuk; büyük mutluluk, büyük sorumluluk... Çocuk sahibi olmadan önce, bir bebeği kucağına almaya bile korkanlar, doğumdan sonra 40 yıllık anne gibi oluyor. Bu da bir rahmet, hatta mucize.
Bir insanın yetişmesi demek insanlığın gelişmesi demek. Büyük düşünecek olursak, Allah, kurduğu dünya düzeninde insanların yetişmesini acemi olan bir kadına vermezdi, ona o insanı büyütecek yeteneği de doğumla birlikte verdi. Hamdolsun. Kısacası bir bakıyorsun, bebeğin olmuş ama  Allah'ın kurduğu düzenin bir parçası olduğunu görüyorsun. Külli iradenin varlığı bizi etkisiz kılıp, uyum sağlamamıza vesile oluyor. Yani bebek sahibi olmak da düzenin bir rutini...

İş;  özellikle benim için şu sıralar en büyük amaç, hayatımı düzene sokmama vesile olacak durum. Havada kalmışlıklarımın cevabı. Güzel bir işimiz olsun diye yıllarca okuduk ettik. Ben de öyle. Zorlu bir mühendislik eğitimi aldım. Hedeflerim hayallerim vardı. Onları gerçekleştirmek için mezuniyetimin üzerinden zaman geçmesine rağmen hala çabalıyorum. İş meselesine de geniş açıdan bakacak olursak,  insanlar çalışır, o işe ihtiyacı olan kişilere hizmetini verir, parasını alır o parayı da kendi ihtiyaçları için bir başkasına verir. Ondan ona ondan ona... derken hayatta kalmak için herkes birbirine hizmet ediyor aslında. İster yönetici ol ister hamal. Herkes birbirine mecbur. Ast-üst meseleleri niye o halde... Meslekleri üzerinden kendini üstün görenler bu sebeple çok komik oluyor bence.

Konuyu daha da uzatabilirim aslında. Yazdıkça yazasım geliyor fakat konuyu dağıtmak istemiyorum.
Aslında bahsetmek istediğim şey şu ki hayat telaşesi içinde bazı rutinleri çok büyütüyoruz. Olaylara çok odaklanınca insan , kendini her şeyin merkezinde görüyor. Ama bütün olarak bakarsak aslında daha mutlu ve rahat oluruz. Çünkü acizliğimizin farkına bu şekilde varabiliriz.
Değinmek istediğim mesele aslında yazımın da başında belirttiğim gibi evlilik düğün hazırlıkları.
Bu hazırlıklar sürüp giderken insan kendini çok kaptırıyor. Evet bir kere evleniyoruz ve bütün detayların mükemmel olmasını istiyoruz. Özellikle bayanlar. Gelinliğin üzerindeki pulun parlaklık derecesini bile inceliyoruz. Bir pula bile takan bizlerin diğer detaylarda tepkisiz kalması mucize gibi oluyor. Mobilyaların modeli rengi kalitesi dekorasyonunun tamamlanması büyük meseleler haline geliyor. Bu durumlara da geniş açıdan bakabilmeyi denesek keşke.  Ben de evlilik hazırlığında o sürecin detaylarından çok kilo vermiştim. Her şey hayal ettiğim gibi mi oldu, hayır ama belki hayal ettiğim gibi de olsaydı yine eksikler olabilirdi veya benim hayal ettiklerime sahip olanlar varsa belki de onlar için yetersiz kalmıştır. Dediğim gibi olaylara geniş açıdan bakabilirsek gerçekten daha çekilebilir oluyor, inancınız varsa, Allah sabrını da vermiş oluyor.
Böyle diye de her insanın bir zevke sahip olduğunu es geçmemek gerekir.
Ben de daha önce pinterestte beğendiğim bazı porselen tabakların resimlerini arşivlemiştim.
Sizlerle bunları paylaşmak istedim. Çeyiz hazırlığı içinde olanlara fikir olsun.


Sevgiler...




















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Güzell yorumlarınız içinn teşekkürler... :))